Referans Referans Referans Referans


Zalimin ve Zulmün Karşısında Adnan Menderes Olmak

Bir dostumun tavsiyesi üzerine Merhum Adnan Menderes’e karşı yapılan 27 Mayıs darbesini konu eden diziyi dehşet içinde seyrediyorum. Yapılan zulümler hafifleştirilmiş olmasına rağmen insan olan insanın dayanamayacağı kadar büyük bir zulüm yapılıyor. Zulmü yapanların hepsi tanıdık simalar. Zulüm yapan, Yassıada da mağdurları sopayla öldüren 28 Şubatın zorba Ordu komutanlarını da ( Teoman Koman) görmek mümkün. Bu zalimi kısa bir süre önce öte tarafa yolcu ettik. Menderes ve arkadaşları, Allah bilir ki, gasp edilen haklarını almak için bu zalimlerin yolunu inşallah kesmişlerdir.

İlk insan Âdem (a.s.) dan günümüze kadar geçen süreyi düşünerek ben kimlerin yanında yer alırım diye bir değerlendirmenin içine girerek, ben o tarihlerde yaşasaydım acaba kimin yanında yer alırdım diye kendime çok sormuşumdur. Zalimle ilgili Mehmet Akif’in veciz sözleriyle başlayalım.

“Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.”
(Mehmet Akif Ersoy)

Gecenin geç vakitlerinde farklı âlemlere, geçmiş zamanlara çok dalıp gittiğim olur. Âdem Peygamber den başlayan insanlık serüveninde hak yolda insanlığa hizmet etmiş, zulme karşı durmuş değerlerin yanında, günümüze kadar intikal etmiş zalimleri de görmek mümkün. Tarih hep, Hakla batılın mücadelesiyle geçmiştir. Ben kendi, kendime hep sormuşumdur o tarihlerde yaşasaydım bu Hak ve batıl mücadelesinde acaba kimin yanında olurdum? Bu soruyu herkes kendi nefsine sıkça sormalı.

Evet! Kendi nefsime bu soruyu soruyorum.. Âdem (a.s) zamanında yaşasaydım ben Habil’in mi yanında, yoksa kabil’in mi yanında olurdum? Musa’nın mı, Firavun’un mu? Nuh’un mu, gemiye binmeyen (küfrü seçen) oğlunun mu yanında olurdum? İbrahim’in ateşini söndürmek için gagasıyla su taşıyan serçeyle mi? Yoksa ateşe odun taşıyanın mı yanında olurdum? Yakup’un gözyaşı ve hasretini paylaşıp, Yusuf’un kuyudan çıkmasına el atıp, zindanda arkadaşımı olurdum. Hacer Ananın ruhunu taşıyıp, İsmail’in teslimiyetine, teslim mi olurdum?

İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed(sav)’ in yanında mı yer alacaktım, yoksa Ebu Cehil’in yanında mı (Hâşâ). Zalime meydan okuyan, zulme baş kaldıran, Peygamber yolunun yolcusu Şehit Hz. Hüseyin’e bir tas su veren mi, yoksa ona kılıç çalanlarla beraber mi olacaktım. Zalimlerle beraber olurken hiç mi vicdanım sızlamayacaktı? Muhabbetle Muhammed’imi seçecektim. O’nun yolunun yolcusu mu olacağım, kurtuluşu o yola kurban olmakta mı bulacağım. Yoksa zalimlerin yalakası mı (Hâşâ) olacaktım?

Bir iftar saati öncesi şehit edilen Hz. Osman’ın şahadetine seyircimi kalacaktım veya asilere pirim mi verecektim? Zalim Haccac’ın zulmüne ortak mı olacaktım? Yezid denilen bir zalime asker mi olacaktım, yoksa Hüseyin’le Şehit olmanın şerefini, haysiyetini mi taşıyacaktım? Bu yolda Hüseyin olmak ne büyük bir nimettir.

Çok geçmiş tarihlerden yakın tarihimize geliyorum. Ve sorular beynimi kemiriyor. Acaba Mehmet Akif’le Mustafa Kemal’in bölüşemedikleri neydi? Ali Şükrü Beyin, Deli Halit Paşanın, İskilipli Atıf Hocaların vs. suçları ne idi? Bunlar gibi binlerce asılan, katledilen vatan evladı var. Doğunun fatihi kabul edilen Deli Halit Paşa (Halit Karaaslan) 1923 tarihin de Meclisin ortasında Kel Ali isimli katil tarafından, arkadan vurularak öldürülmüştür. Mustafa Kemal’in himayesinde olan bu katilin ifadesi bile alınmamıştır. Cumhuriyetin başlangıcında istiklal mahkemelerinin üç Ali’li çetesi meşhurdur. En büyük marifetleri masum halkı rast gele meydanlarda asmaktır.

Hakk’ın da, batılında her zaman taraftarı olmuştur. Esas olan zulme taraftar olmamaktır.

1920 li yıllar dan başlayan zulüm 1950 li yıllara kadar çok acımasızca devam etti. Bu zalimlerle ilgili kim bir araştırma yapmaya kalkışsa, o tarihlerin çöplüğünden hep pis kokular gelmeye başlıyor. Bu zalimleri bugüne kadar kim rahmetle andı, bilen var mı? Bütün dualar mazlumlara.

Rahmetli Menderes’i başta olmak üzere, Fatin Rüştü Zorlu’yu, Hasan Polatkan’ı bu millet hep rahmetle anmıştır. O mazlumları sevinç çığlıklarıyla asanlar şimdi tarihin hangi çöplüğünde yatıyorlar. Siz o günlerin zorba komutanlarını hayırla yâd edene hiç rastladınız mı? Esas olan mazluma Candaş olmaktır, zalime yoldaş olmak değildir.

Rahmetli Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan asılırken ben 10 yaşında idim ve o gün bu mazlumlar için çok üzülmüş ve çocuk ruhumla dua etmiştim ve onları asanlara da lanetlemiştim. Bugün de rahmet ve dualarım devam ediyor. Adres aynı. Mazlumlara dua, zalimlere lanet olsun.

29.01.2014, Kurtköy-İstanbul



YAZARIN DİĞER YAZILARI